Skip to main content

Blog entry by Yasemen Burcu SEKMAN

Anyone in the world

blobid0.png

Bir gün sınıfımıza bir postacı geldi. Çantasında mektuplar, çözülmeyi bekleyen problemler ve çocuklara yönelteceği pek çok soru vardı. Ancak bu postacı gerçek değildi; yapay zekâ desteğiyle oluşturulmuş dijital bir karakterdi. Buna karşın çocukların düşünmesini hedeflediğimiz problemler, gerçek yaşamın içinden seçilmişti.

Yapay zekâ ile oluşturulan bir karakter, çocukların öğrenme yolculuğunda nasıl bir rol üstlenebilir? Daha da önemlisi, teknolojinin saniyeler içinde yanıt üretebildiği bir dünyada çocukların merak etme, sorgulama ve kendi çözümlerini geliştirme becerileri nasıl korunabilir?

Bir okul öncesi eğitimcisi olarak bu soruları, yapay zekâyı öğrenme ortamlarına dâhil ederken temel aldığım pedagojik meseleler arasında görüyorum. Çünkü teknolojiyle zenginleştirilmiş bir öğrenme deneyiminin asıl değeri, sunduğu olanaklardan çok, çocukların düşünme süreçlerine nasıl katkı sağladığı ile belirlenir.

Teknoloji Değil, Merak Öğrenmenin Merkezinde

Uluslararası Bakalorya İlk Yıllar Programı (IB PYP), çocuğu öğrenme sürecinin aktif bir öznesi olarak kabul eder. Bu yaklaşımda çocuklar oyun oynayarak, gözlem yaparak, araştırarak ve deneyimlerini paylaşarak kendi anlamlarını oluşturur. IB’nin erken yıllar yaklaşımında oyun, sorgulama ve öğrenmenin temel yollarından biri olarak ele alınır (IB, t.y.).

Bu pedagojik çerçeve, yapay zekânın eğitimdeki yerini değerlendirmek için de önemli bir bakış açısı sunar. Teknolojinin eğitim ortamlarına dâhil edilmesi, tek başına öğrenme sürecinin zenginleşmesini sağlamaz. Belirleyici olan, teknolojinin hangi pedagojik amaçla kullanıldığı ve bu süreçte çocuğun aktif öğrenen rolünün nasıl korunduğudur.

IB’nin 2026 yılında paylaştığı yapay zekâ tasarım ilkelerine ilişkin güncelleme de teknolojinin değerler temelinde, öğrenenlerin ve eğitimcilerin sorumlulukları gözetilerek kullanılmasının önemini ortaya koyar (IB, 2026). Bu yaklaşım, eğitim teknolojilerinin yalnızca sunduğu teknik olanaklar üzerinden değil, öğrenme süreçlerine ve insan gelişimine sağladığı katkı üzerinden değerlendirilmesi gerektiğine işaret eder.

Bir Mevsim Postacısından Dijital Bir Bahçeye

Bu pedagojik yaklaşım doğrultusunda gerçekleştirdiğim Mevsim Kurtarma Ekibi çalışmasında, yapay zekâ desteğiyle oluşturduğum Mevsim Postacısı karakterini çocuklarla buluşturdum. Karakter, çocuklara günlük yaşamdan alınan problem durumları sundu. Yaz mevsiminde montla plajda oturan ya da kışın eldivensiz dışarı çıkan çocukların görsellerini inceleyen öğrencilerimiz, karşılaştıkları sorunları belirledi, çözüm önerileri geliştirdi ve düşüncelerini kendi hazırladıkları çalışmalar aracılığıyla ifade etti.

Dijital Bahçem çalışmasında ise çocuklar çevrelerindeki bitkileri araştırdı, gözlemledi ve edindikleri bilgileri kendi sesleriyle anlattı. Araştırma sürecinde ortaya çıkan içerikler, yapay zekâ destekli animasyonlarla dijital hikâyelere dönüştürüldü. Böylece doğada başlayan öğrenme süreci, çocukların seslerini, düşüncelerini ve keşiflerini merkeze alan farklı bir anlatım biçimiyle zenginleşti.

Her iki uygulamada da çocukların kendi öğrenme süreçlerini değerlendirmelerine olanak tanıyan öz değerlendirme formlarından yararlandım. Bu sayede yalnızca ortaya çıkan ürünlere değil, çocukların öğrenme süreçlerine ilişkin farkındalıklarına da odaklandım. Çocukların ne öğrendiklerini, nasıl düşündüklerini ve çözüm üretirken hangi yolları izlediklerini değerlendirmeleri, öğrenmenin görünür kılınmasına katkı sağladı.

Bu deneyimler, yapay zekânın eğitimdeki değerinin yalnızca içerik üretme kapasitesiyle sınırlı olmadığını bir kez daha ortaya koydu. Asıl değer, çocukların düşünmesine, farklı olasılıkları değerlendirmesine ve yeni sorular geliştirmesine alan açmasında yatıyor. Teknoloji, bu süreçte öğrenmenin merkezine yerleşen bir unsur değil; çocukların merakını besleyen ve öğrenme deneyimlerini çeşitlendiren bir araç olarak anlam kazanıyor.

Yapay Zekâ Çağında Öğretmenin Değişmeyen Sorumluluğu

Yapay zekânın okul öncesi eğitimdeki kullanımını yalnızca sunduğu fırsatlar üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. UNESCO (2023), üretken yapay zekânın eğitimde kullanımında insan merkezli, güvenli ve gelişimsel açıdan uygun yaklaşımların önemini vurgular. UNICEF (2025) ise yapay zekâ uygulamalarında çocukların mahremiyetinin, güvenliğinin ve gelişimsel haklarının korunması gerektiğine dikkat çeker.

Bu çerçevede yapay zekâ, okul öncesi eğitimde çocukların bağımsız kullanımına sunulan bir teknolojiden çok, öğretmenin pedagojik tasarımını destekleyen bir araç olarak konumlandırılmalıdır. Oyun, doğayla etkileşim, somut deneyimler ve sosyal ilişkiler öğrenme sürecinin merkezinde yer almaya devam etmelidir. Teknolojik araçlar bu deneyimlerin yerini almak yerine onları desteklemeli ve zenginleştirmelidir. Çünkü yapay zekâ bir görsel oluşturabilir, bir karakteri konuşturabilir ya da bir hikâyenin başlangıcını hazırlayabilir. Ancak bir çocuğun neden belirli bir soruyu sorduğunu anlamak, düşüncelerini özgürce ifade edebileceği bir ortam oluşturmak ve öğrenme sürecini derinleştirmek öğretmenin pedagojik sorumluluğudur. Öğretmenin rolü yalnızca bilgi sunmak değil; çocukların meraklarını takip etmek, düşüncelerini görünür kılmak ve kendi anlamlarını oluşturmalarına rehberlik etmektir.

 blobid1.png

Geleceğe Bırakacağımız En Değerli Beceri

Yapay zekânın eğitimdeki geleceğini değerlendirirken belki de soruyu yeniden ele almak gerekir: Çocukları teknolojiye ne kadar erken hazırladığımızdan çok, teknolojiyle şekillenen bir dünyada onların merakını, yaratıcılığını ve düşünme özgürlüğünü nasıl koruyabiliriz?

Mevsim Postacısı’nın mektupları ve Dijital Bahçem’de hayat bulan araştırmalar, aynı pedagojik gerçeğe işaret ediyor: Teknoloji öğrenmeye yeni kapılar açabilir; ancak o kapılardan hangi sorularla geçileceğini belirleyen, çocuğun merakı ve eğitimcinin rehberliğidir. 

Yapay zekânın giderek daha fazla yanıt ürettiği bir dünyada, çocukların soru sormaya, sorgulamaya ve kendi cevaplarını aramaya devam etmesi, eğitimin en değerli kazanımlarından biridir.

 


Kaynakça

International Baccalaureate. (t.y.). The learner. https://ibo.org/programmes/primary-years-programme/curriculum/the-learner

International Baccalaureate. (2026, 22 Eylül). Co-creating our approach to AI: An update and learnings so far. https://ibo.org/news/news-about-the-ib/updated-ai-design-principles/

Miao, F., & Holmes, W. (2023). Guidance for generative AI in education and research. UNESCO. https://www.unesco.org/en/articles/guidance-generative-ai-education-and-research

UNICEF Innocenti. (2025). Guidance on AI and children (Version 3.0). UNICEF. https://www.unicef.org/innocenti/reports/policy-guidance-ai-children

 

blobid2.png

[ Modified: Saturday, 24 October 2026, 3:51 PM ]
 

  
loader image