Ana içeriğe git

Sennur KARANLIK tarafından blog girdileri

Sennur KARANLIK
yazan Sennur KARANLIK - Çarşamba, 19 Mart 2025, 8:33 PM
Dünyadaki herkese

2017 yılı  Ocak ayıydı. Heyecanlıydım, Figueres’te Salvador Dali’nin müzesini gezmeye niyetliydim. Çünkü o, sanatıyla rüya ile gerçeğin sınırlarını eriten, bilinçaltının en karanlık ve büyüleyici köşelerinden yankılanan düşleri, tuvale işleyen bir ustaydı. Onun fırçası, yalnızca resim yapmakla kalmaz, aynı zamanda zamanın, mekânın ve algının doğasını sorgulayan birer kapı aralardı. Eserlerinde zaman, eriyen saatler gibi akışkan ve değişken bir form alırken, fantastik yaratıklar bilinçaltının gölgelerinden fısıldar; bilinç ile bilinç dışı arasındaki görünmez perdeyi aralarcasına izleyiciye seslenirdi. Psikanalitik imgeler, âdeta zihnin labirentlerinde kaybolmaya davet eden birer işaret taşı gibi her biri, rüyaların ve bilinçaltının sırlarını fısıldayan sessiz bir anlatıcıya dönüşürdü. Dali’nin dünyasında her şey mümkündü; saatler eriyebilirdi, gökyüzü katılaşabilir; varlık ve yokluk iç içe geçebilirdi. Bu evrende, düşler gerçeğin ta kendisi olur ve sanat, insan aklının sınırlarını zorlayan bir yolculuğa dönüşürdü. Formların çarpıtıldığı, nesnelerin beklenmedik şekillere büründüğü ve mantığın yerini düşsel bir akışkanlığın aldığı bir yolculuk…
Dali, yalnızca eserleriyle değil, aynı zamanda eksantrik kişiliğiyle de sanat dünyasında iz bırakmıştı. Gerçekçi detaylarla işlenmiş sahneleri, izleyiciyi düş ve gerçeklik arasında gidip gelen bir dünyaya davet etmekte, fırça darbeleri ve renk kullanımı, eserlerine derinlik ve dramatik bir etki kazandırmaktaydı. Kendisini tanıtırken "Sürrealizmin ta kendisiyim!" demesi, sanata olan tutkusunu ve kendine duyduğu güveni göstermiyor muydu? 
Sergiyi gezip bitirdiğimde bir kez daha dehası karşısında büyülenmiştim.
Yıl 2021, yine bir ocak ayıydı.
Okul yöneticileri kurulu toplantısında IT başkanımız heyecanla bize DALL-E’den bahsetmişti. OpenAI tarafından geliştirilen, metin tabanlı komutlardan görseller üretebilen bir yapay zekâ sistemiydi, bu. Kullanıcının girdiği metni analiz ederek, ona uygun imgeler oluşturuyor ve insanların hayal bile edemeyeceği benzersiz kombinasyonlar sunuyordu. DALL·E, veritabanındaki milyonlarca görseli analiz ederek öğreniyor ve yeni görüntüler üretebiliyordu. Kullanıcı "kırmızı gökyüzünün altında eriyen saatler" gibi bir komut verdiğinde, yapay zekâ bu ifadeyi yorumluyor ve Dali’nin tarzını andıran bir eser üretebiliyordu. 
Dali aylarca çalışarak bir tabloyu tamamlarken DALL·E saniyeler içinde istenilen türde görseller oluşturabiliyordu. Bu hız, sanatta zaman ve emek kavramlarını sorgulatmayacak mıydı? Geleceğin dünyasında insanın iç dünyasından beslenen sanatsal üretim mi yoksa yapay zekânın sınırsız olasılıkları mı daha değerli olacaktı? Gerçekle yapayı kim ayıracaktı? İnsan ruhunun derinliklerinden gelen sanat mı, yoksa gelişmiş algoritmaların sentezlediği imgeler mi geleceği şekillendirecekti?
Kafamda çılgın sorular yanıtsız kalıyordu.
Eğer sanatın özünü duygular, deneyimler ve bilinçaltı olarak görüyorsanız Salvador Dali’nin sanatı sizin için daha anlamlı olacaktır. Ancak sanatın sadece görselliğe ve teknik mükemmeliyete dayandığını düşünüyorsanız DALL·E gibi yapay zekâ araçlarının sunduğu sonsuz olasılıklar sizi etkileyebilir. Belki de en iyi yaklaşım, bu ikisini rakip olarak görmek yerine birbirini tamamlayan unsurlar olarak değerlendirmektir. Salvador Dali, sürrealizmin kapılarını araladı; DALL·E ise insan yaratıcılığını genişleten yeni bir araç olarak ortaya çıktı. Yapay zekâ, sanat üretimini demokratikleştirerek herkesin yaratıcılığını ifade etmesini sağlayabilir. Ancak bir yapay zekânın, insan gibi bilinçli, duygusal ve kavramsal sanat üretip üretemeyeceği büyük bir soru işaretidir.
Kısaca günümüzde sanat, insan ve yapay zekâ arasındaki iş birliğiyle farklı yönlere evrilecek. DALL·E'nin ürettiği eserler, daha önce gördüğü görsellerin bir sentezi olduğu için, aslında tam anlamıyla "orijinal" olamayacak. Yapay zekâ, sanatı anlamayacak, sadece veri analizi yapacak ve istatistiksel olarak en olası kombinasyonları üretecektir. 
Renkler, formlar ve sesler, insanın duygularıyla yapay zekânın hesaplamalarının dans ettiği bir sahnede birleşerek yeni ve öngörülemez biçimlere bürünecektir. Bu dönüşüm, sanatın özünü bir kez daha aynada görmemizi sağlayacak; yaratıcılığın sınırlarını silikleştirip onu sonsuz ihtimallerle bezeli bir keşif yolculuğuna dönüştürecektir.

NOT: Bu yazının konusuna uygunluk oluşturmak adına belli bir bölümü CHATGPT’ye yazdırılmıştır; hangisinin benim, hangisinin GPT’nin cümleleri olduğunu anlamak kolay mı? 

 

 

 

 

 

Etiketler:
[ Değiştirildi: Çarşamba, 26 Mart 2025, 9:25 AM ]
 

  
loader image