Ana içeriğe git

Dijital İz Yazıları / Bloglar

Buse KIRAN
yazan Buse KIRAN - Pazartesi, 5 Ocak 2026, 12:08 PM
Dünyadaki herkese

YAPAY ZEKÂNIN TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSLERİNDE KULLANILMASININ ÖNEMİ

· Dil Öğrenme ve Geliştirme: Yapay zekâ; öğrencilerin kelime dağarcıklarını geliştirmelerine, dil bilgisi kurallarını öğrenmelerine ve metin yazma becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir.

 

· Edebî Metin Analizi: Yapay zekâ, edebî metinlerin analizini otomatikleştirmek ve öğrencilerin eserlerin temalarını, karakterlerini ve yazarın dil kullanımını daha iyi anlamalarına yardımcı olmak için kullanılabilir.

 

· Yaratıcı Yazarlık: Yapay zekâ, öğrencilere ilham vermek ve farklı türlerde yaratıcı metinler yazmalarına yardımcı olmak için kullanılabilir.

 

· Kişiselleştirilmiş Geri Bildirim: Yapay zekâ, öğrencilerin yazılarını analiz ederek ve kişiselleştirilmiş geri bildirim sağlayarak yazma becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir.

 

 

 

 

BİZ DERSİMİZDE YAPAY ZEKÂYI NASIL KULLANDIK?

 

image.png

image%20%281%29.png

 

 

image%20%282%29.png

Bu etkinlik, 9. Sınıf Türkiye Yüzyılı Öğretim Programı’na uygun bir şekilde hazırlanmıştır. “Anlam Arayışı” temasında yer alan “hikâye” konusu işlendikten sonra bu etkinlik 9. sınıflarda uygulanabilir. Öğrencilerin hikâye türlerini kavrayarak olay ve durum hikâyesi arasındaki farkları uygulamalı olarak pekiştirmelerini, dijital araçları etkili bir şekilde kullanmalarını, görsel ve dijital okuryazarlık becerilerini geliştirmelerini amaçlamaktadır.

 

 

 

image%20%284%29.png

Akademik Bilgilerin Edinilmesi: Öğrenciler, hikâye türleriyle ilgili temel bilgileri öğrenmiş ve olay hikâyesi ile durum hikâyesinin ayırt edici özelliklerini kavramışlardır.

 

Hikâye Kurgusunun Oluşturulması: Öğrenciler, hikâye türleriyle ilgili öğrendikleri bilgileri uygulayarak kendi özgün hikâyelerini kurgular. Hikâyelerini yazarken olay örgüsünü, karakter gelişimini ve anlatım dilini etkin bir biçimde kullanmaları beklenmektedir. Hikâye, olay hikâyesi veya durum hikâyesi türlerinden biri olacak şekilde kurgulanmalıdır.

 

Görsellerin Tasarlanması: Öğrenciler, oluşturdukları hikâyeyi destekleyen ve hikâyenin anlatımını güçlendiren görseller tasarlamak amacıyla yapay zekâ tabanlı görsel üretim araçlarını kullanır. Görseller, hikâyenin içeriğine ve anlatım biçimine uygun olmalıdır.

 

Çizgi Hikâye Formatına Dönüştürme: Öğrenciler, hazırladıkları hikâye metni ve yapay zekâ ile ürettikleri görselleri birleştirerek çizgi hikâye formatına dönüştürür. Bu aşamada, görsellerin hikâye ile uyumlu olması ve anlatımı güçlendirmesi beklenmektedir. Öğrenciler, çizgi hikâyelerini uygun dijital platformlar aracılığıyla düzenleyerek sunuma hazır hâle getirir.

 

 

·     

öğrencİlerİn hazırladığı ÇİZGİ HİKÂYELERden örnekler

 

image%20%286%29.png

 

 

 

[ Değiştirildi: Cuma, 9 Ocak 2026, 10:57 PM ]
 
Dünyadaki herkese

Matematik çoğu zaman soyut bir bilim olarak görülür; semboller, formüller ve denklemlerle
dolu bir dünya…
Oysa doğa, bu soyut dünyanın en somut kanıtıdır. Yaprakların dizilişinde, bir deniz
kabuğunun kıvrımında, ya da bir kelebeğin kanat desenlerinde, doğa sanki görünmez bir
matematiksel düzenin notalarını çalmaktadır. Bu melodinin en büyüleyici notalarından biri de
Altın Oran, yani φ (phi)’dir.
Yaklaşık 1.618 değerine sahip bu sayı, binlerce yıldır estetiğin ve dengenin sembolü olmuştur.
Antik Yunanlılar onu “ilahi oran” olarak adlandırmış, Rönesans sanatçıları tablolarında,
mimarlar yapılarında, doğa bilimciler ise canlıların biçimlerinde bu oranı keşfetmiştir.
Altın oran, bir bütünü öyle iki parçaya ayırır ki, bütünün büyük parçaya oranı, büyük
parçanın küçük parçaya oranına eşit olur. Bu basit ama derin matematiksel ilişki, doğanın
kusursuz dengesini anlatan evrensel bir dil gibidir.
Doğaya dikkatle bakıldığında, bu oran sanki gizli bir imza gibi karşımıza çıkar.
Bir ayçiçeğinin tohumları, Fibonacci dizisine uygun biçimde sıralanır; tohumlar merkezden
dışa doğru dönerken altın spirali oluşturur.
Bir deniz kabuğunun kıvrımları, her döngüde aynı oranla büyür.
Bir insan yüzünde gözler arası mesafe, burun uzunluğu ve ağız genişliği arasındaki oranlar da
şaşırtıcı biçimde bu sayıya yaklaşır.
Doğa, estetiğini tesadüfe değil, bu sessiz düzen yasasına borçludur.
Altın oran yalnızca doğada değil, insan yaratımında da kendine yer bulmuştur.
Leonardo da Vinci, “Vitruvius Adamı” çiziminde insan bedeninin oranlarını incelerken bu
sayıyı kullandı.
Mimar Sinan, Süleymaniye Camii’nin kubbe ve kemer oranlarını bu dengeye göre planladı.
Modern çağda bile tasarımcılar, logolardan fotoğraf kadrajlarına kadar birçok alanda altın
oranı estetik bir rehber olarak kullanıyor.
Matematiksel olarak, altın oran Fibonacci dizisiyle yakından ilişkilidir. 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21…
diye sonsuza kadar uzanan bu dizide, ardışık iki sayının birbirine oranı giderek 1.618’e
yaklaşır.
Bu, doğadaki büyümenin ve düzenin bir formülünü verir: Her yeni şey, öncekilerin toplamıdır.
Tıpkı doğanın kendisi gibi — geçmişin üzerine eklenen ama dengesini hiç kaybetmeyen bir
yapı.
Altın oran, bizlere matematiğin soğuk değil, aslında derin bir estetik barındırdığını hatırlatır.
Bir sayıdan çok daha fazlasıdır; güzelliğin, dengenin ve düzenin matematiksel ifadesidir.
Doğa, biz farkında olsak da olmasak da bu oranla nefes alır; bir yaprak açarken, bir dal
uzarken, bir deniz kabuğu büyürken hep aynı ritimle ilerler.
Belki de bu yüzden, altın oran sadece bir matematiksel sabit değil, aynı zamanda evrenin
estetik yasasıdır.
Her şeyin bir ölçüsü vardır derler; ama güzelliğin ölçüsünü bulmak, işte o 1.618’te gizlidir.

[ Değiştirildi: Pazartesi, 5 Ocak 2026, 12:59 PM ]
 
İNCİ BALCI
yazan İNCİ BALCI - Çarşamba, 31 Aralık 2025, 12:50 PM
Dünyadaki herkese

Gezegenimizde, insanlık tarihinde, 6000 yıllık bir uygarlık tarihi söz konusu. Bugün
aidiyetlerini sürdüren tarihi uygarlık çevreleri de çok uzun bir tarihe sahipler. İslamiyet, Batı
uygarlıkları, Çin… Peki nedir uygarlık? “Yurttaş” anlamına gelen “civis” kelimesinden
türetilmiş ve “civilization” şeklini almış bir sözcük bu. 1732’de Fransa’da henüz bir hukuk
terimi ve ceza hukuku davasını medeni hukuk davası haline getiren adli bir işlemi ifade
ediyor o dönem.
Aydınlanma döneminin yarattığı iklim bu kelimenin yeni anlamını da beraberinde getiriyor.
“Uygarlık” kelimesini imal etmek, icat etmek gerekiyor. Daha doğumundan itibaren dindışı bir
entelektüel, teknik, ahlaki, toplumsal ilerleme ülküsünü ifade eden sözcük, insanoğlu
tarafından çok büyük beklenti taşıyor. Onun yayılışı ölçüsünde savaşlar, kölelik ve sefalet
yok olacak, insanın insana kulluğu son bulacaktır diye düşünülüyor.
Marcel Mauss bakın ne güzel tanımlıyor onu: İnsanlığın tüm kazanımlarıdır uygarlık.
Beklenti karşılanıyor mu, esas soru bu?
İnsanlık kazanımlarını tamamlamayı tercih ediyor mu?
Tasavvuf edebiyatının başlangıç nedenlerine baktığımızda Moğol istilasına uğrayan
Selçukluların, devlet otoritesinin ortadan kalkması sonucu manevi otorite arayışına tanık
oluruz. Günümüz insanına baktığımızda da- çok çeşitlendirebileceğimiz nedenlerle- manevi
bir arayışın özellikle böyle zamanlarda ön plana çıktığını görürüz. Uygarlaşamayan insanların
yarattığı kaosta…
İşte bu arayış içinde kendine yer buldu Alfa- Beta. Doğada yaşayan insanlar mesela. Onlar
Alfa’da yaşayanlar... Rahat, dingin, keyiflidirler. Yaşamsal bir tehlike barındırmaz çünkü
hayatları. Risk azdır, rekabet azdır; düşünce gücünün, mutluluğun ortaya çıkışı kolay ve
fazladır. İnsanlık kazanımlarını tamamlamayı başarmaksa gerçekten uygarlık, belki de en
uygar onlar.
Beta’ da ise günümüz şehir insanını görürüz. Acil durum odaklı, stresli ve acelecidir. Bu, “an”ı
yaşamadığımız, yaşayamadığımız beyin dalgamızdır aslında. Olumsuzluğa fazlasıyla odaklı
olduklarından, her olasılığın içinde negatif senaryolar aramaya devam ettirir kişiyi. Kişi kişiyi
doğurur sonuçta ve söz edilemez olur uygar davranıştan, kazanım çokluğundan.
Peki, hiç mi şansımız yoktur bunlar arasında bir geçişe? Elbette bunu sağlamanın yolları
mevcut. Mesela çocuklarla oynarken bir anda Alfa oluveririz. Biz öğretmenler ne de şanslıyız
böyle düşününce. Ancak bu deneyimin sayısını artırmak gerekiyor mutluluk için, huzur için.
Beta’dan çıkmak gerekiyor arada da olsa. Bunu sağlamak için doğaya koşmak gerekiyor.
Küçük planlarla kısa mutluluklar yerine, büyük planlarla sürekli savunma geliştirmek zorunda
kalmadan ulaşacağımız uzun mutluluklar vardır belki bizleri bekleyen, ne dersiniz?

[ Değiştirildi: Pazartesi, 5 Ocak 2026, 12:59 PM ]
 
Dünyadaki herkese

Yapay Zeka Eğitiminde Ücretsiz Kaynaklar: 

Uluslararası ve Türkiye Perspektifi

Yapay zeka teknolojileri hızla gelişmekte, eğitim dünyası da bu dönüşümün önemli bir parçası haline gelmektedir. Günümüzde öğretmenler, öğrenciler ve araştırmacılar, yapay zeka araçlarını öğrenme süreçlerine entegre etmek; etik, sosyal ve teknik boyutlarını anlamak için açık erişimli kaynaklara yönelmektedir. Bu makalede, hem yurtdışında yaygın olarak kullanılan ücretsiz yapay zeka eğitimleri hem de Türkiye’de erişilebilir ve ücretsiz olan seçenekler bir araya getirilerek, eğitim dünyasına katkı verecek bir perspektif sağlanmaktadır.

 

Uluslararası Ücretsiz Yapay Zeka Eğitimleri

 

Uluslararası platformlarda ücretsiz sunulan yapay zeka eğitimleri, hem teknik hem de kavramsal düzeylerde geniş içeriklerle dikkat çeker. Örneğin University of Helsinki ile MinnaLearn iş birliğiyle sunulan Elements of AI kursu, katılımcılara yapay zekânın temel kavramlarını, makine öğrenmesini ve etik boyutlarını anlaşılır bir dille aktarmaktadır. Google’ın kısa süreli modülleri Intro to Generative AI ve Machine Learning Crash Course ise sırasıyla üretken yapay zekanın temellerini ve makine öğrenmesinde algoritmaları uygulamalı biçimde öğretmektedir. MIT OpenCourseWare, üniversite düzeyinde derin içerikler sunarak algoritmalar ve yapay zekânın felsefi boyutlarına değinirken, Coursera üzerindeki DeepLearning.AI dersleri büyük dil modelleri ve prompt mühendisliği üzerine odaklanmaktadır. AI4All’ın AI Literacy Course programı ise etik, toplumsal etkiler ve yapay zekâ okuryazarlığını geliştirmeye yöneliktir.

 

Türkiye’deki Ücretsiz Yapay Zeka Eğitimleri

 

Türkiye’de kamu kurumları, üniversiteler ve ulusal programlar aracılığıyla birçok ücretsiz yapay zeka eğitimi sunulmaktadır. BTK Akademi, bu alandaki en yaygın kaynaklardan biri olup Yapay Zeka ve Algoritmalarına Giriş, Üretken Yapay Zeka, Yapay Zeka Etik ve Yapay Zeka ile Yazılım Geliştirme gibi kurslarla geniş bir yelpaze sunmaktadır. Gazi Üniversitesi Eğitimde Üretken Yapay Zeka Uygulamaları eğitimi öğretmenlere yönelik hazırlanmış olup pedagojik uygulamalarla desteklenmektedir. TÜBİTAK’ın Bilgem ve BİDEB aracılığıyla düzenlediği programlar araştırmacılara yöneliktir. YÖK’ün Veri Analizi Okulu ise veri bilimi ve yapay zekâ temellerini kapsayan önemli bir giriş niteliği taşır.

 

Ücretsiz yapay zeka eğitimleri, hem ulusal hem de uluslararası ölçekte katılımcılara geniş fırsatlar sunmaktadır. Öğretmenler, öğrenciler ve araştırmacılar için erişilebilir olan bu kurslar, yalnızca teknik bilgi değil, aynı zamanda etik ve toplumsal boyutlarda bilinç geliştirmeyi de hedeflemektedir. Türkiye’de BTK Akademi, TÜBİTAK ve üniversiteler tarafından sağlanan ücretsiz eğitimler, yerel bağlamda değerli bir katkı sunarken, uluslararası programlar da global standartlara erişimi mümkün kılmaktadır.

 

Başlıca Ücretsiz Yapay Zeka Eğitimleri

 

Eğitim Adı

 

Platform / Kurum

 

Odak / İçerik

 

Hedef Kitle

 

Elements of AI

 

University of Helsinki & MinnaLearn

 

YZ temelleri, ML, etik

 

Genel katılımcılar

 

Intro to Generative AI

 

Google Cloud

 

Üretken YZ temelleri

 

Başlangıç seviyesi

 

Machine Learning Crash Course

 

Google Developers

 

ML algoritmaları, uygulamalar

 

Üniversite öğrencileri

 

DeepLearning.AI (audit)

 

Coursera

 

Dil modelleri, prompt mühendisliği

 

Teknik bilgi sahipleri

 

MIT AI Dersleri

 

MIT OCW

 

Algoritmalar, öğrenme modelleri

 

Üniversite seviyesi

 

AI Literacy Course

 

AI4All

 

YZ okuryazarlığı, etik

 

Lise & üniversite öğrencileri

 

Yapay Zeka ve Algoritmalarına Giriş

 

BTK Akademi

 

Temel YZ kavramları

 

Yeni başlayanlar

 

Üretken Yapay Zekâya Giriş

 

BTK Akademi

 

Metin / görsel üretim

 

Orta seviye kullanıcılar

 

Yapay Zeka Etik

 

BTK Akademi

 

Etik ve sorumlu kullanım

 

Genel katılımcılar

 

Yapay Zeka ile Yazılım Geliştirme

 

BTK Akademi

 

YZ + yazılım entegrasyonu

 

Yazılımcılar

 

Yapay Zeka Araçları Kullanımı

 

BTK Akademi

 

Metin/görsel/ses üretim araçları

 

Proje geliştirenler

 

Eğitimde Üretken YZ Uygulamaları

 

Gazi Üniversitesi

 

YZ araçlarıyla pedagojik uygulamalar

 

Öğretmenler

 

Veri Analizi Okulu

 

YÖK

 

Veri analizi, istatistik, YZ

 

Üniversite öğrencileri

 

İşletmelerde Yapay Zeka

 

TÜBİTAK BİDEB

 

YZ’nın iş dünyasındaki rolü

 

Araştırmacılar & lisansüstü

 

 

Kaynakça

 

·       University of Helsinki - Elements of AI: https://www.elementsofai.com

·       Google Cloud Skills Boost - Intro to Generative AI: https://cloudskillsboost.google

·       Google Developers - Machine Learning Crash Course: https://developers.google.com/machine-learning/crash-course

·       Coursera - DeepLearning.AI Courses: https://www.coursera.org/deeplearningai

·       MIT OpenCourseWare - Artificial Intelligence: https://ocw.mit.edu

·       AI4All - AI Literacy: https://ai-4-all.org

·       BTK Akademi: https://btkakademi.gov.tr

·       TÜBİTAK BİLGEM: https://bilgem.tubitak.gov.tr

·       YÖK Veri Analizi Okulu: https://www.yok.gov.tr

·       Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi: https://gazi.edu.tr

 

[ Değiştirildi: Pazartesi, 5 Ocak 2026, 1:00 PM ]
 
Dünyadaki herkese

Yapay Zeka  destekli eğitim, öğrenme ve öğretme süreçlerini iyileştirmek, kişiselleştirmek ve verimli hale getirmek için yapay zeka teknolojilerinin kullanılmasıdır. Ancak PYP (İlk Yıllar Programı) için yapay zeka sadece teknoloji kullanmaktan öte; sorgulama temelli öğrenmeyi derinleştiren, kavramsal anlayışı güçlendiren ve öğrenen profilini destekleyen araçlar ve stratejiler sunmak demektir.

Bu yaklaşım, öğretmenlerin rolünü kökten değiştiriyor.

1. Öğretmenin Yeni Rolü: Rehber ve Mentor

Yapay zeka, öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarını ve sorgulama hızlarını analiz ederek öğretmene her öğrenci için özel öğrenme yolları ve kaynaklar belirlemesinde destek olur. Bu sayede öğretmenler, değerlendirme ve içerik bulma gibi rutin görevlerden kurtularak daha yaratıcı bir rehber ve mentor rolüne geçer.

Yapay zekanın  sağladığı anlık veri ve kişiselleştirilmiş geri bildirimler, öğretmenlerin odak noktasını idari işlerden alıp, derin düşünmeyi teşvik eden pedagojik liderliğe taşır.

2. Yapay Zeka Destekli PYP Etkinlik Örnekleri

Yapay zeka araçları, soyut PYP kavramlarını somutlaştırmak ve öğrencileri sorumlu eyleme geçirmek için güçlü bir potansiyel sunar. Sınıf seviyeleri düzeyinde ve temalarada yapılan çalışmaların örneklerini bir inceleyelim.

1. Sınıflar Düzeyi

Tema: Bulunduğumuz Zaman ve Mekan (Kavramlar: Değişim, Bağlantı)

Araç: AutoDraw ile Yapay Zeka Destekli Çizim

  • Etkinlik: Öğrenciler geçmişteki bir sanat eserinin (örneğin, ilk fotoğraf makinesi) kabataslak çizimini yaparlar. AutoDraw, öğrencinin özensiz çizimini anında tanıyıp mükemmel bir şekle dönüştürerek, bugünün (modern kamera/telefon) çizimlerini yanına ekler.

  • Kavramsal Sorgulama: Bu görsel karşılaştırma, Değişim ve Bağlantı kavramlarını somutlaştırır ve öğrencileri doğrudan kavramsal sorgulamaya yönlendirir.

Tema: Gezegeni Paylaşma (Kavramlar: Bağlantı, Nedensellik)

Araç: Seek by iNaturalist ile Doğa ile Tanışma

  • Etkinlik: Öğrenciler okul bahçesinde gördükleri bir bitkinin fotoğrafını çeker. Yapay zeka, anında o canlının adını ve bilgisini verir.

  • Kavramsal Sorgulama: Bu anlık tanıma özelliği sayesinde, soyut olan Bağlantı ve Nedensellik kavramları somutlaşır. Öğretmen, bu bilgiyi kullanarak öğrencilere "Bu canlıyı koruma seçimimiz, doğal yaşamı nasıl etkiler?" diye sorar ve 6-7 yaşındaki çocukların sorumlu eyleme geçişini sağlar.

2. Sınıflar Düzeyi

Tema: Kendimizi İfade Etme Yollarımız (Kavramlar: Bakış Açısı, Biçim, Sorumluluk)

Araç: Quick Draw ile Yapay Zeka Desteği

  • Etkinlik: Öğrencinin çizdiği beden dili biçimi (Örn: Çapraz kollar) yapay zeka tarafından hızla tanınır.

  • Kavramsal Sorgulama: Bu anlık geri bildirim, öğrencilerin kendi Bakış Açısı ile dış dünyadan gelen algı arasındaki Sorumluluğu sorgulamasını sağlar: "Benim kızgınlık Biçimim, yapay zeka ve diğer insanlar tarafından aynı mı anlaşılıyor?" Bu keşif, onları kendi ifade biçimlerini daha dikkatli kullanmaya ve iletişim sorumluluğunu fark etmeye yönlendirir.

Araç: Adobe Character Animator ile Animasyon Oluşturma

  • Etkinlik: Öğrenciler mimiklerini ve seslerini kullanarak duygularını anlatan kısa bir animasyon oluşturur. YZ, öğrencinin mimiklerini gerçek zamanlı olarak seçtiği sanal karaktere yansıtır.

  • Kavramsal Sorgulama: Öğrenciler, kendi yüz ifadelerinin dijital bir karaktere anında nasıl Biçim verdiğini görerek, duygularını ifade etme gücünü somut bir şekilde deneyimler. Bu süreç, ifadelerinin başkaları üzerindeki Etkisini ve iletişim Sorumluluğunu fark etmelerine yardımcı olur.

3. Sınıflar Düzeyi 

Tema: Kendimizi Düzenleme Biçimimiz(Kavramlar: İşlev, Sorumluluk, Nedensellik)

Araç: Canva Magic Studio (Metinden Görsele) & Kontrollü Chatbot

  • Bilgi Toplama: Öğrenciler, kontrollü bir Chatbot arayüzü kullanarak seçtikleri bir kurumun (Örn: Okul/Belediye) temel işlevleri ve çevre üzerindeki nedensel etkileri hakkında bilgi edinir.

  • Görselleştirme: Edindikleri bilgileri kullanarak Canva Magic Studio'nun Metinden Görsele özelliğine geçerler. Kurumun sorumlu ve sorumsuz davranışlarının sonuçlarını anlatan zıt komutlar girerler (Örn: "Kirli nehir" ve "Temiz su kullanan mutlu şehir").

  • Sorgulama ve Eylem: Yapay Zeka'nın ürettiği iki çarpıcı görseli yan yana kıyaslayarak , kurumun İşlev ve Sorumluluk kavramlarının toplumsal yaşantı üzerindeki etkisini somut bir ürünle (Afiş) sergileme eylemine geçerler.

Tema 2: Dünyanın İşleyişi(Kavramlar: Bağlantı, İşlev, Nedensellik

Araç: Canva Magic Studio (Metinden Görsele)

  1. Görsel Üretimi: Öğrenciler, Canva Magic Studio'nun Metinden Görsele özelliğini kullanarak doğadaki döngü aşamalarını (Örn: Karbon döngüsü, su döngüsü) anlatan detaylı ve açıklayıcı görseller üretirler.

  2. Kavramsal Somutlaştırma: Yapay zeka, karmaşık bilimsel veriyi basit, estetik ve görsel olarak anlaşılır bir biçime dönüştürür.

  3. Eylem: Öğrenciler, bu yapay zeka destekli görsel döngüleri bir araya getirerek, eğitim ve sunum materyali olarak kullanma eylemine geçerler (sınıf panosu veya arkadaşlarıyla paylaşım).

4. Sınıflar Düzeyi

Tema: Kim Olduğumuz (Kavramlar: Biçim, İşlev, Nedensellik)

Araç: Canva Magic ile Kodlama (Bilgi Kartı Hazırlama)

  1. Sorgulama ve Özetleme: Öğrenciler, Canva Magic gibi yapay zeka destekli araçları kullanarak hakların türleri, yapısı ve haklarını kullanan bireyin çevresine etkilerini yansıtan bir "Bilgi Kartı" hazırlarlar.

  2. Kavramsal Analiz: Hazırlanan bu kartlarda her öğrenci:

  3. Bir hakkın biçimini tanımlar.

  4. O hakkın işlevini açıklar.

  5. Bu hakkı sorumlu şekilde kullanmanın çevrede nasıl bir sonuç (neden–sonuç ilişkisi) oluşturduğunu örnekle gösterir.

Sonuç olarak: Yapay zeka destekli araçlar, PYP eğitim felsefesiyle birleştiğinde, öğretmenleri idari yüklerden kurtarıp öğrencileri derin, kavramsal sorgulamaya ve sorumlu eyleme geçmeye teşvik eden kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimleri sunar. Bu, geleceğin küresel vatandaşlarını yetiştirme vizyonu için kritik bir adımdır.

[ Değiştirildi: Pazartesi, 22 Aralık 2025, 2:54 PM ]
 
Dünyadaki herkese

Google Workspace Studio — Yapay Zekâ ile Ofis Otomasyonu Başladı

Google, kullanıcıların kod bilgisi gerekmeden dakikalar içinde yapay zekâ ajanları oluşturmasına olanak tanıyan “Google Workspace Studio”’yu resmen kullanıma sundu.

Bu yeni araç, Gemini 3’ün çok modlu anlayış yeteneklerinden yararlanıyor; Gmail, Drive, Chat ve diğer Workspace uygulamalarıyla tam entegrasyon sayesinde günlük ofis görevlerinden karmaşık iş akışlarına kadar pek çok süreci otomatikleştirmeye imkân veriyor.

Örneğin, Gmail’de çalışan bir ajan, arama yanıtlamadan takvim planlamaya veya dosya düzenlemeye kadar görevleri yerine getirebilir bu da özellikle zaman alan idari işler ve rutin görevleri büyük ölçüde azaltmayı hedefliyor.

Google böylece yalnızca üretkenlik araçlarını değil, yapay zekâ destekli otomasyonu da herkes için erişilebilir hâle getiriyor; firmalar ya da okullar için dönüşüm potansiyeli yüksek bu adım, modern çalışma ve eğitim ortamlarının kitlesel yeniden şekillenmesinin işareti sayılabilir. 

 

kaynakça :

https://timesofindia.indiatimes.com/technology/tech-news/google-introduces-workspace-studio-brings-ai-agents-to-gmail-drive-and-chat/articleshow/125759879.cms?utm_source=chatgpt.com

[ Değiştirildi: Cuma, 5 Aralık 2025, 4:06 PM ]
 
Dünyadaki herkese

Eski Yunan’dan başlayalım yazımıza, eskiyi severiz. Sımsıkı sarılıyız köklerimize. Açıktır
nedeni: Yenilik korkutur, risktir yeni, değişimdir. Oysa eski öyle mi? Mis gibi bilindik, sımsıcak
tanıdık melodilerle sarmalanmış… Sıkıca sarar sarmalar bizi. Tam saramasa bile, bizi hiç
saramayacak olandan iyidir. Çünkü yeninin eskimiz kadar olamama ihtimali de durur cepte
bir ihtimal olarak. Ve bunu kucaklamak, gelecek olana meydan okumak, o kadar kolay
değildir. Belki de hiç değildir. Kolay olmak da nedir ayrıca, nerede vardır? Kim kaybetmiştir ki
biz bulacağızdır?
Herakleitos, eşitliğe ve dolayısıyla demokrasiye inanmayan bir düşünürdü. Ona göre halk,
anlayışsız ve her şeyin dış görünüşüne inanan bir yığından ibaretti. Buna göre yönetim, eşit
kabul edilen vatandaşa bırakılmaması gereken ciddi bir işti. Bu önemli görev, seçkin(elit) bir
azınlığın hakkı olmalıydı.
Günümüzde söz sahibi olan siyasi anlayışlar da değişerek ve belki de gelişerek oluşmuştur.
Elbette oluşumlarında eski Yunan düşünürlerinin ve demokrasi eleştirilerinin payını
görmezden gelemeyiz. 19.yüzyılda önce Hegel’in ortaya koyduğu ardından Marks’ın
geliştirdiği diyalektik yönteminin kökleri de Herakleitos düşüncesinden evrilmiştir aslında.
Buna göre evren sürekli bir oluş, bir süreçtir. Evrende zıtlıklar sürekli olarak çatışır, birbirini
izler. Sıcak soğuk olur, soğuk da sıcak… Yaş kuru olur, kuru da yaş... “Aynı nehirde iki kere
yıkanılmaz.” der Herakleitos. Neden mi? Çünkü sular da değişir; akar, gider. Bugünkü nehir
artık dünkü nehir değildir. O su başka su ile yer değiştirmiş, ‘başka’ olmuştur. Görüntünün
aynı olması, içinin aynı kaldığını ne kadar doğrular? Görünen dünkünün aynıdır ama sadece
görünüşte dünküne benzer.
Kendimize çevirdiğimizde aynayı, ki oldukça zordur, hangimiz aynı kaldığımızı düşünüyoruz
bugün? Mesela şunu görebiliriz: Doğadaki diğer canlılara göre daha korunaksız ve aciz bir
durumda olan insan, türünü devam ettirebilmek için topluluk halinde yaşamak ve
yardımlaşmak zorundadır. Toplu yaşama zorunluluğunun farkına varan insanlar, iş bölümüne
dayalı bir sözleşmenin mecburiyetini kavramış ve devlet de aslında bu gereklilikten
doğmuştur. İnsan, değişime mecburdur. Değişmiştir, değişecektir. Belki de buna mahkumdur.
Bazen tek kelime öyle değiştirir ki algımızı; alternatif seçmek/getirmek belki ondan tercihimiz
olur; benim olduğu gibi, tam da şu anda. Bu bile değişime, tercihe açık oluşumuzu
doğrulamaz da ne yapar? Sürekli bir evrilme içinde olan insan, Herakleitos’un dediği gibi bir
yığından ibaret olmadığı da kanıtlamıştır. Çünkü söz konusu yaklaşım insanın doğasına,
sözleşme kuramına aykırıdır. Bunu ilk ifade cesaretinde bulunan sofistler kadar olamasak da
aynı toplum içinde yaşayan insanların bu kadar farklı denklemlerde yer almalarının toplumun
temel yasasına yani sözleşmeye aykırı olduğunu bizler de görebiliyoruz. Ve bu çok değerli ve
doğru bir gözlem ve maalesef… Doğru olan, şu anda algılanan, duyulan, istenen ve
özlenendir. O bile çağa göre değişirken…
Her şey değişir, gelişerek ya da dönüşerek…

[ Değiştirildi: Cuma, 5 Aralık 2025, 3:44 PM ]
 
Dünyadaki herkese

 

Yapay zekâ (YZ), eğitimde son yılların en hızlı yayılan teknolojisi haline gelirken, okullar için hem büyük bir potansiyel hem de dikkat edilmesi gereken önemli riskler barındırıyor. Bu dönüşümün merkezinde ise öğretmenler, öğrenciler ve eğitim liderleri yer alıyor.

🚀 Fırsatlar: Neleri Daha İyi Yapabiliriz?

• Kişiselleştirilmiş öğrenme:
YZ, her öğrencinin öğrenme hızına ve ihtiyaçlarına göre materyal üretebilir, böylece “tek tip eğitim” anlayışını kırarak daha kapsayıcı bir ortam sağlayabilir.

• Öğretmen yükünü azaltma:
Değerlendirme, geri bildirim, planlama gibi zaman alan görevler YZ ile desteklendiğinde öğretmenler daha çok rehberlik ve bireysel desteğe zaman ayırabilir.

• Veri temelli karar verme:
YZ sistemleri, öğrencilerin gelişimini takip ederek erken uyarı sinyalleri verebilir ve müdahale süreçlerini güçlendirebilir.


⚠️ Riskler: Nelere Dikkat Etmeliyiz?

• Veri gizliliği ve güvenlik:
Öğrencilerin dijital izleri, korunması gereken hassas bilgilerdir. Şeffaflık, izin mekanizmaları ve güvenli depolama kritik önem taşır.

• Eşitsizlik riski:
Teknolojiye erişimi sınırlı olan okullar ve öğrenciler, YZ’den faydalanmada geri kalabilir. Bu da mevcut başarı uçurumunu büyütebilir.

• Yanlılık ve doğruluk sorunları:
YZ sistemleri hatalı veya önyargılı çıktılar verebilir; bu nedenle her sonuç, öğretmen rehberliğiyle değerlendirilmelidir.

• İnsan etkileşiminin azalması:
Öğrenci başarısında gerçek bağ kurmanın rolü büyüktür; teknoloji, öğretmen–öğrenci ilişkisinin yerine geçmemeli, onu desteklemelidir.


🎯 Okullar Bu Dengeyi Nasıl Kurabilir?

1) Etik ve güvenli kullanım politikaları oluşturun.
Veri gizliliği, şeffaflık ve sorumluluk ilkeleri net ve uygulanabilir olmalıdır.

2) Öğretmenlere YZ okuryazarlığı eğitimi verin.
Araçları kullanabilmek kadar sonuçları pedagojik ve etik açıdan değerlendirebilmek de önemlidir.

3) Eşit erişimi garanti altına alın.
Teknoloji yatırımları yalnızca maddi gücü olan okullarda değil, tüm öğrencilere ulaşmalıdır.

4) YZ’yi “öğretmenin destekçisi” olarak konumlandırın.
Amaç, öğretmenin yerini almak değil; öğretmenin zamanını, dikkatini ve etkileşimini güçlendirmektir.

5) Sürekli izleme ve değerlendirme yapın.
YZ’nin öğrenme sonuçlarına etkisi düzenli olarak ölçülmeli ve iyileştirme adımları atılmalıdır.


🧭 Sonuç: YZ Güçlü Bir Araçtır, Eğitim İnsan Merkezlidir

Yapay zekâ, eğitimde doğru kullanıldığında fark yaratan bir yardımcıdır; yanlış kullanıldığında ise riskleri büyütebilir. Bu nedenle en önemli strateji, teknolojiyi pedagojik amaçlarla ve insan merkezli bir bakış açısıyla harmanlamaktır.

Geleceğin sınıfları, öğretmenin uzmanlığının YZ’nin desteğiyle birleştiği yerler olacaktır.

 

 

Bu makale ChatGPT ile Türkçe diline uyarlanmıştır.

Kaynakça: 

 
Dünyadaki herkese

Bonny Cheng Avrupa’nın İlk Future School’u FMV Işık Okulları Ispartakule Kampüsünü Ziyaret Etti!

FMV Ispartakule Işık Okulları olarak teknolojiyle öğrenmenin sınırlarını zorladığımız bir günü daha geride bıraktık. Dünya teknoloji liderlerinden ViewSonic’in COO’su Bony Cheng, okulumuzu ziyaret ederek öğrencilerimizin yaratıcı projelerini yerinde inceledi.

Ziyaret boyunca öğrencilerimiz, “Kızlar Kodluyor” projesinden FRC (FIRST Robotics Competition) çalışmalarına, VEX Robotics projelerinden PYP kapsamında İngiltere’deki okul ile yürütülen uluslararası iş birliğine kadar birçok yenilikçi girişimlerini paylaştılar.

Bonny Cheng, öğrencilerimizin üretkenliğine, takım çalışmasına ve dijital teknolojileri öğrenmeye duydukları tutkuya büyük bir hayranlık duydu. Okulumuzun teknolojik altyapısını keşfederken, öğrenme ortamlarımızın esnekliği ve yenilikçi yaklaşımımız kendisinde derin bir etki bıraktı.

ViewSonic’in eğitimde teknolojiyi daha erişilebilir ve ilham verici kılma vizyonu ile Işık Okulları’nın yenilikçi eğitim anlayışı arasında kurulan bu güçlü bağ, geleceğin öğrenme ekosistemine dair umut verici bir adım oldu.

Bizler için bu ziyaret yalnızca bir buluşma değil; teknoloji, yaratıcılık ve öğrenmenin birleştiği bir ilham anıydı. 

 

 
Dünyadaki herkese

 

Okumak, Bilginin Sessiz Düşüncesini Duymaktır

 

 Okuma eylemi, genellikle günlük hayatın yorgunluğunu hafifleten bir kaçış kapısı ya da akademik başarının zorunlu bir aracı olarak görülür. Oysa bu dingin eylemin derinliklerinde, bireyin karakterini ve vicdanını dönüştüren sessiz bir devrim yatar.

 Sürekli ve bilinçli okuyan biri, bilgi ile kurduğu ilişkide derinleşir. Bu derinlik, hayatının her alanına özellikle de akademik dürüstlüğe yansır. Okumak, bilginin yüzeyinde gezinmek değil; o bilginin nasıl üretildiğini, hangi değerlerle paylaşıldığını ve kimin emeğiyle ortaya çıktığını fark etmektir. Gerçek okuma alışkanlığı, bizi bilginin basit bir tüketicisi olmaktan çıkarır; bize, üzerinde çalıştığımız her veriye karşı derin bir etik sorumluluk yükler. Bilinçli okur, bu sorumlulukla, hayatının her alanına dürüstlüğü taşıyan kişidir.

Peki, okuma kültürü nasıl oluyor da bizi dürüst birer öğrenci ya da araştırmacı yapıyor? Cevap, bilginin doğasını anlamamızda gizli.

 

 

 

Bilginin Arkasındaki "Emeği" Görmek

Bir kitabı, makaleyi veya tezi okuduğunuzda, aslında sadece sonuçları görmezsiniz; o bilginin ortaya çıkması için harcanan emeğin yolculuğuna tanıklık edersiniz.

·       Bir yazarın o fikri bulmak için uykusuz kaldığı geceleri,

·       Bir araştırmacının topladığı verilerin titizliğini,

·       Bir düşünürün vardığı sonucun arkasındaki uzun eleştirel süreci...

Bu süreci gören bir okur, bir anda her bilginin bir "sahibi" ve bir "bedeli" olduğunu anlar. Bu farkındalık, bir bilgiyi kopyalayıp yapıştırmayı (intihal yapmayı) vicdanen zorlaştırır.

Akademik dürüstlük alanının önde gelen isimlerinden Bruce Macfarlane (2022), dürüstlüğün sadece kopya çekmemek olmadığını söyler. Ona göre bu kavram; bilgiye saygı duymayı, başkasının emeğini takdir etmeyi ve kendi düşüncelerini özgün biçimde ortaya koymayı içerir. Okumak, bize tam olarak bu saygı ve takdir duygusunu kazandırır.

 

 

 

 

 

Vicdani Bir Kalkan: Saygı ve Sorumluluk

Uluslararası Akademik Dürüstlük Merkezi (ICAI), akademik dürüstlüğü beş temel değere dayandırır: Dürüstlük, Güven, Adillik, Saygı ve Sorumluluk. Bu değerler, akademik hayatımızın kurallarını değil, kültürünü belirler.

Akademik etik uzmanı Tricia Fishman (2014) da bu kültürel dönüşümün altını çizer. Okuma alışkanlığının yarattığı "vicdani farkındalık" ile kişi:

Entelektüel Saygıyı Öğrenir: Bir fikrin sahibini belirtmek, o fikrin çalınmaması için konulmuş yasal bir zorunluluktan önce, o kişinin emeğine duyulan içten bir saygıdır. Okuyan kişi, kendi düşüncesiyle çelişen bir fikrin bile arkasındaki entelektüel gücü takdir etmeyi öğrenir

Sorumluluk Almayı Geliştirir: Sadece başkasının fikrini dürüstçe kullanmak yetmez; okuma, kişinin kendi fikrini, kendi sesini oluşturma sorumluluğunu da yükler. Okumak, mevcut bilgiyi sindirip, onu yeni ve özgün bir bakış açısıyla harmanlama becerisi verir. Bu da bizi, kolay yoldan bilgi edinme (manipülasyon veya yanlış bilgi yayma) tuzağından korur.

 

Dürüstlük, Kitaplardan Doğar, Kütüphanelerde Başlar

Okuma alışkanlığı, akademik dürüstlüğün temelini oluşturan en güçlü yumuşak becerilerden biridir.   Okumayan bir öğrenci, bilgiyi yalnızca bir “sonuç” olarak görür ve bu sonuca ulaşmanın en kısa yolunu arar.
Oysa düzenli ve eleştirel okuyan birey, bilginin arkasındaki emeği, bağlamı ve değeri fark eder. Bu farkındalık, onun en iyi intihal programından bile güçlü bir ahlaki denetim mekanizması oluşturmasını sağlar.

Akademik dürüstlük, dışarıdan dayatılan katı kurallarla değil; içeriden gelişen bir okuma kültürüyle ayakta kalır.
Bilim dünyasının temellerini sağlamlaştırmak istiyorsak, önce okuma alışkanlığının yaygınlaşmasına yatırım yapmalıyız.

Çünkü dürüstlük, gerçekten de kütüphanelerde başlar.

 

 

 

 

 

 

 

  
loader image