Eğitim dünyasında teknolojik ilerlemeler, öğrenme yöntemlerini sürekli olarak dönüştürmekte ve geliştirmektedir. Yapay zekâ (YZ), öğrencilerin bireysel öğrenme süreçlerine uyum sağlayarak onlara daha kişiselleştirilmiş bir eğitim deneyimi sunmaktadır. Matematik eğitimi de yapay zekâ destekli uygulamalar sayesinde daha interaktif ve anlaşılır hale gelmektedir.
YZ, matematikteki soyut kavramları daha somut hale getirmek için güçlü araçlar sunmaktadır. Örneğin, cebir, geometri ve istatistik gibi alanlarda YZ tabanlı sistemler, karmaşık hesaplamaların ve modellerin görselleştirilmesini kolaylaştırmaktadır. Öğrencilerin matematik öğrenim süreçlerini destekleyen bu sistemler, anlık geri bildirimler sunarak problem çözme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda öğretmenler, yapay zekâ destekli araçları kullanarak ders içeriklerini daha dinamik hale getirebilir ve öğrencilerin ilerlemelerini detaylı bir şekilde takip edebilir.
Matematik eğitiminde kullanılan birçok yapay zekâ aracı bulunmaktadır. Photomath, öğrencilerin matematiksel ifadeleri mobil cihazlarıyla tarayıp adım adım çözümlerine ulaşmasını sağlamaktadır. Wolfram Alpha, ileri düzey matematiksel hesaplamalar yaparak öğrencilere teorik bilgileri pratik örneklerle sunmaktadır. Symbolab, türev, integral ve denklemler gibi konularda ayrıntılı çözümler sunarak öğrencilerin kavramsal anlayışlarını pekiştirmektedir. GeoGebra, interaktif grafikler ve dinamik görsellerle geometri ve fonksiyonlar gibi konuların daha iyi kavranmasına olanak tanımaktadır. Khan Academy, öğrencilere kişiselleştirilmiş eğitim imkânı sunarken, Socratic by Google yapay zekâ desteğiyle öğrencilerin anlamakta zorlandıkları konulara rehberlik etmektedir.
Matematik eğitiminde yapay zekâ, öğrencilerin analitik düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirmelerine büyük katkı sağlamaktadır. Mantıksal akıl yürütme ve modelleme süreçlerinde YZ destekli araçlar, konuların daha anlaşılır hale getirilmesini kolaylaştırmaktadır. Bu sayede, öğrenciler soyut kavramları daha somut ve uygulanabilir bir bağlamda öğrenebilmektedir.
Öğretmenler için de YZ büyük kolaylıklar sunmaktadır. Öğrencilerin bireysel gelişimlerini analiz eden bu sistemler, öğretmenlerin her öğrencinin ihtiyacına uygun geri bildirim vermesini sağlamaktadır. Böylece, derslerin kişiye özel olarak uyarlanması ve sınıf içi farklılıkların daha etkin yönetilmesi mümkün olmaktadır.
Sonuç olarak, yapay zekânın matematik eğitimine entegrasyonu, hem öğrencilerin öğrenme deneyimini güçlendiren hem de öğretmenlerin iş yükünü hafifleten bir unsurdur. Bilinçli ve doğru kullanıldığında, yapay zekâ, matematik eğitimini daha erişilebilir, etkileşimli ve verimli hale getirebilir. Bu yenilikçi teknoloji, öğrencilerin geleceğe daha donanımlı bireyler olarak hazırlanmasına önemli katkılar sunmaktadır.
Teknoloji çağında bilgiye erişim hızlandıkça eğitimde de yenilikçi yöntemlere ihtiyaç artıyor. Yapay zekâ (AI), bu değişimde önemli bir rol oynayarak biz öğretmenlerin işini kolaylaştırıyor ve öğrenciler için kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimleri sunuyor. Peki, yapay zekâ destekli öğretim araçları sınıflarımızda nasıl bir fark yaratıyor?
Eğitimde Yapay Zekânın Rolü
Yapay zekâ; verileri analiz etme, problem çözme ve öğrenme süreçlerini otomatikleştirme gibi yetenekleri sayesinde, eğitimde hem öğretmenler hem de öğrenciler için önemli bir yardımcı haline gelmiştir. AI, öğretim materyallerinin hazırlanmasından, öğrenciye özel geri bildirim verilmesine kadar pek çok alanda kullanılmaktadır.
Derslerde Kullanılabilecek Yapay Zekâ Destekli Araçlar
Canva:
QuillBot:
ClassPoint:
Khan Academy (AI destekli):
Edpuzzle:
Socrative:
Flip (Eski Adıyla Flipgrid):
Nearpod:
Grammarly:
Öğrenci Başarısına ve Öğretmen Yükünü Hafifletmeye Etkisi
Yapay zekâ araçları sayesinde öğretmenler, zaman alan tekrarlayan görevler yerine öğrencileriyle birebir etkileşimde daha fazla zaman geçirebilir. Öğrenciler ise yapay zekâ destekli uygulamalarla ihtiyaçlarına göre uyarlanış öğrenme deneyimleri elde eder.
Örnek: Matematik dersinde yapay zekâ araçları, öğrencilerin zorlandığı konuları tespit edip eksiklerini gidermelerine yardımcı olabilir.
Etik Kullanım ve Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
Yapay zekâ araçlarının eğitimde kullanımı büyük fırsatlar sunsa da dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar vardır:
Sonuç Olarak, yapay zekâ destekli öğretim araçları, dersleri daha verimli ve etkili hale getirerek hem öğretmenlerin iş yükünü hafifletiyor hem de öğrencilerin öğrenme süreçlerini zenginleştiriyor. Geleceğin eğitim sistemini bugünden inşa etmek için yapay zekâyı bilinçli ve doğru bir şekilde kullanmamız gerekiyor.
E. Birsen AKIN
Bilişim Teknolojileri Öğretmeni
Merhaba Işık Ailesi. Sadece bir öğretmen olarak değil; bir anne, bir veli ve bu toplumda yaşayan bir
vatandaş olarak sesleniyorum. Her şeyin başı sağlık diyor, sonrasında da “eğitim”in geldiğini çok iyi
biliyoruz. 21. yüzyıl becerileriyle çocuklarımızı donatıyoruz, yapay zekâlarla kapasiteleri arttırmaya
çalışıyoruz, dijital dünya ile yüzümüzü ileri bir çağa çeviriyoruz. Tüm kişilik özelliklerimle hepsini canı
gönülden destekliyorum ama resme büyük bakarken çok küçük temel taşlarının da yine o resimden
çıkmaması gerektiğini düşünüyorum. Eğitimin vazgeçilmesi olması gereken, küçük ama temel taşı
olan iki unsur: oyun ve kitaplar.
Bir Türkçe öğretmeni klişesi olarak “kitapların büyüsünü” kaleme almasaydım olmazdı. Ama önce
“oyun” kısmına parantez de açmak gerekir. Ben sokaklarda oyunla büyüyen bir neslin temsilcisiyim.
Yeni bir nesilde ise veli olarak “oyun”la haşır neşir oldum. Daha doğrusu olmaya çalıştım. Benim
çocuğum benim çocukluğum gibi “sokak” kokmadı ne yazık ki ama “oyun” kelimesinin kuvvetini
biliyor. Kitap ise başka. Bambaşka. Daha bir kutsal benim için. Ekran çocuklarına kitap okutmak
şimdiki dünyada zor ama imkansız değil. Çocuklarımıza nasıl kitap okutalım değil yazımın ana fikri.
Önce “biz”den başlayalım.
Bir eğitimci olarak eğitime gönül vermiş bir isimden bahsetmek istiyorum: Ahmet Şerif İzgören. Önce
sosyal medyaya düşen konuşma videolarıyla tanımıştım kendisini. Sonra kitaplarıyla buluştum.
“Masallarda Bir Peri Çıkar Karşınıza Gerçek Hayatta Öğretmen”. Hayatıma, mesleğime dokunan öyle
kuvvetli bir kitap oldu ki. Tüm öğretmen arkadaşlarıma okutmuştum kitabı. Mesleğimde ne zaman
umutsuzluğa düşsem her sayfasında altını çizdiğim hikâyeler ışık oldu karanlığıma. Bu topraklarda
birçok çocuğa, kadına, köy halkına dokunmuş nice öğretmenlerin başarı dolu hikayesine tanık oldum.
Sadece Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanına uzanmış koca yürekli öğretmenleri de tanıdım. Bu
hikayelerden feyz almak yolumu açtı bir anlamda. Sonra “Süperman Türk Olsaydı Pelerinini Annesi
Bağlardı” adlı kitabı okumadan geçemezdim. Bu sefer de eğitime bir veli gözüyle bakmamı sağladı.
Yine satırların altları çizildi, yine dersler çıkarıldı. Ve kitap yine tavsiye edildi çokça.
Sonra küçük şehrimin butik kitapçısının vitrininde hızlı bir kitap taraması yaparken “Ahmet Şerif
İzgören” ismini görünce kitabın adına bakmadan kitapçıya girdim ve “Ahmet Hoca’nın kitabını
istiyorum.” dedim. Yeni kitabı çıkmış ve kitabın adını hâlâ bilmiyordum. Gerek de yoktu o an için. Ne
yazdıysa yine ufuk açıcıdır dedim. Kitabın ödemesini yaparken okudum kitabın adını: AT ŞU ADIMI.
Öyle de yapmıştım. Kitapçıdan içeri adım atmamıştım sadece. Bir öğretmen, bir anne ve bir yurttaş
olarak da attığım adımlar vardı aslında. İşte “bir kitap okudum, hayatım değişti” öyküsü. O değişen
hayatın içeriği bana kalsın.
Çok karakterli hikâyeler, çok yalın bir dille kaleme alınmıştı her üç eserde de. “Önsöz”ü okurken bile
uçakta, Ahmet Hoca’nın yanında sohbet ediyormuşsunuz hissine kapılabilirsiniz. Altını çizeceğiniz çok
güzel özlü sözler ve gerçek hayatlar var bu kitaplarda. Eğitimi dert edinmiş insanlar için başucu
kitapları bunlar. Artık kişisel değil, toplumsal gelişelim Azizim.
Saygılar, Azizim!
Günay Miray GÖK
Türkçe- Öğretmeni
Ağrı Kesicilerin Tarihsel Gelişimi
Günümüzde çok fazla insan, günlük yaşamında karşılaştığı stres ve fiziksel rahatsızlıklar ile başa çıkmak için ağrı kesicilere başvuruyor. Ancak, bu durum sadece günümüz çağına özgü değildir. Tarih boyunca insanlar, doğal yöntemlerden modern farmasötik ürünlere kadar farklı yollarla ağrıyı hafifletme arayışında bulunmuştur. Bunun en çarpıcı kanıtlarından biri, Antik Yunan, Roma ve Mısır medeniyetlerinde ağrı kesici olarak kullanılan doğal maddeler ile modern ağrı kesicilerin etken maddelerinin benzerlik göstermesidir.
Antik Dönemde Ağrı Kesiciler
Bir gün, bir Mısır bilimcisi, pazarda gezerken eski dönemlerden kalma bir papirüs alır. Bu papirüs, bir çay tarifini içermektedir ve bu çay, ağrı kesici olarak kullanılmaktadır. Söğüt ağacı yapraklarından demlenen bu çay, o dönem insanının doğal şifa kaynaklarından biri olmuştur. Söğüt ağacı, içerdiği salisin maddesi sayesinde ağrı kesici özellik taşımaktadır.
Modern Dönemde Ağrı Kesicilerin Gelişimi
Yüzyıllar sonra, 19. yüzyılda, Alman bir kimyacı söğüt ağacı kabuğundaki salisini izole etmeyi başarır. Bu madde, ilk kez "salisilik asit" olarak ağrı kesici formülasyonlarda kullanılmış, ancak mide üzerindeki yan etkileri nedeniyle ciddi sorunlara yol açmıştır. Bu sorunun üstesinden gelmek için, daha az zararlı bir türevi olan asetilsalisilik asit (ASPİRİN) geliştirilmiştir. Aspirin, 1899 yılında Bayer Şirketi tarafından piyasaya sürülmüş ve halen dünyanın en yaygın kullanılan ağrı kesicilerinden biri olarak bilinmektedir.
Ağrı Kesicilerin Güncel Kullanımı ve Etkileri
Günümüzde ağrı kesiciler, nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ), parasetamol ve opioidler gibi çeşitlere ayrılmıştır. Her birinin farklı etkileri ve kullanım alanları bulunmaktadır. Ancak, bu ilaçların yan etkileri de dikkate alınmalıdır. Örneğin, NSAİİ'ler uzun süreli kullanımda mide ve bağırsak sorunlarına neden olabilirken, opioidler bağımlılık riski taşımaktadır.
Sonuç
Her ne kadar modern tıp, ağrı kesici yöntemlerde büyük ilerlemeler kaydetmiş olsa da, bu ilaçların bilinçli ve dikkatli bir şekilde kullanılması önemlidir. Tarihsel olarak doğal yöntemlerden bugünün ileri teknoloji ilaçlarına kadar uzanan bu serüven, insanoğlunun şifa arayışındaki yaratıcılığını göstermektedir. Ağrısız ve sağlıklı bir yaşam dileğiyle...
Kaynaklar
Yapay Zekâ ile Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme
Geleceğin Eğitim Sistemine Doğru
Eğitimde dijitalleşme hızla ivme kazanırken, yapay zekâ teknolojileri öğrenme süreçlerini ve ölçme-değerlendirme yaklaşımlarını köklü bir şekilde dönüştürüyor. Geleneksel yöntemlerin sınırlarını genişleten yapay zekâ, bireyselleştirilmiş öğrenme yolları, anlık geri bildirim ve veri odaklı analizlerle eğitim sistemine yeni bir boyut kazandırıyor.
Yapay Zekâ ve Ölçme-Değerlendirme: Neler Mümkün?
Yapay zekâ, sadece test sonuçlarını analiz eden bir araç olmaktan öte, öğrencinin öğrenme sürecini daha derinlemesine anlamayı mümkün kılan bir teknoloji olarak öne çıkıyor. İşte yapay zekanın ölçme ve değerlendirmedeki temel katkıları:
Örnek Uygulamalar
Yapay Zekâ Destekli Ölçme ve Değerlendirmenin Faydaları
Karşılaşılan Zorluklar
Her ne kadar yapay zekâ eğitimde devrim niteliğinde bir araç olsa da, beraberinde bazı etik ve teknik sorunlar getirmektedir:
Sonuç
Yapay zekâ, eğitimde ölçme ve değerlendirme süreçlerini daha etkili, bireyselleştirilmiş ve objektif hale getirme potansiyeline sahiptir. Ancak bu dönüşümün sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi, teknolojinin etik ve adil bir çerçevede kullanılmasıyla mümkündür.
Eğitimciler, teknoloji geliştiricileri ve politika yapıcılar, bu süreci ortak bir anlayışla yönettiği takdirde, yapay zekâ destekli değerlendirme, sadece bugünün değil geleceğin eğitim sistemini de şekillendirecek güçlü bir araç olacaktır.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), yapay zekâ destekli ölçme ve değerlendirme yöntemlerine yönelik yenilikçi çalışmalara odaklanıyor. Bu bağlamda, özellikle sınavların planlanması, soruların hazırlanması, öğrenci performanslarının daha hassas ölçülmesi ve sınav sonuçlarının analiz edilmesi gibi süreçlerde yapay zekâ teknolojilerinin etkin kullanımı hedefleniyor.
MEB Çalışmaları:
ÖSYM Çalışmaları:
Bu çalışmalar sayesinde Anadolu liselerine ve Üniversiteye geçişlerde, bu sistemlerin hayatımızda olacağı kesinleşmiştir. Bu bilgiler ışığında biz eğitimcilerin, öğretimi planlarken öğrencilerimize katmamız gereken beceri ve bilgilileri belirleyip, öğretim süreçlerimize dahil etmemiz gerekmektedir.
Yapay zekanın, yapay olmayan hayatımıza renk ve değer katması ümidiyle…
Ben sizlerle FMV Işık Erenköy Ortaokul Lego Robotik Kulübü "Bright Minds" takımının 3 Şubat 2024 tarihinde Yeditepe Üniversitesi'nin ev sahipliğini yaptığı Bilim Kahramanları Buluşuyor / FIRST ® LEGO® League Challenge 1. İstanbul Ortaokul Yerel Turnuvasında 32 takım arasında Yenilikçi Proje 1.lik Ödülünü kazanmasını sağlayan Scribble Museum projelerini ve sürecini anlatacağım.
İnsanların sanat ile bağlarını güçlendirmek amacıyla bu proje yaratıldı. Öncelikle insanların bir müze sergisiyle etkileşime girmesine yardımcı olmak için ne tür teknolojiler kullanılıyor? sorusu araştırıldı. Bir tablet uygulaması geliştirme üzerine düşünüldü. Bu uygulama zaten telif hakları alınmış sanat eserlerini yapay zeka ile tanımlamış, içerisinde çizim programını barındıran ve sonrasında bir karşılaştırma yapacak olan uygulamaydı. Böyle bir uygulamanın müzelerde bulunmaması bizi heyecanlandırdı. Önce birkaç yazılımcı ile işbirliği yapıldı, projemizi anlatarak projemizdeki tablet uygulamasının nasıl yapılabileceği ve yapılabilme durumunun olabileceği öğrenildi.
Uygulamamızı tasarladıktan sonra bir müze gezisi planlandı ve İstanbul Modern Sanat Müzesi’ne gidildi. Modern İstanbul müzesinde varolan ve geçmişte gerçekleştirilmiş teknolojik uygulamalar öğrenildi, projemizden bahsettik.
Bu uygulama özellikle de çocukları oyunlaştırma ile sanata çekecek ve eserle girdiği etkileşim sonucunda öğrenmenin kalıcığı artacaktı. Uygulamayı kullanan kişi, sanat eseri sahibine-sanatçıya empati sağlayabilecek aynı zamanda da elde ettiği sonuçla pozitif bir duyguya sahip olacaktı.
Uygulamamız android tabletimizde yerel android uygulaması olarak tasarlanmıştır. Ana ekranda kullanıcının mail adresi yaptığı çalışmanın uygulama sonunda iletilmesiiçin isteniyor. Ekranda yapay zekaya tanımlanmış 5 adet sanat eserinden birinin seçilmesi isteniyor. Çizim uygulaması ekranı karşımıza çıkıyor ve kişi sanat eserini çizmeye çalışıyor. Buradaki karalamalar için açık kaynaklı bir kitaplıkta bulunan çizim uygulamalarının kullanılabileceğini öğreniyoruz. Çizim tamamlandıktan sonra görüntü karşılaştırma ekranı çıkıyor. Benzerlik karşılaştırmasına yönelik uygulamaya derin öğrenme modeli eklenmiş oluyor.
Bu sene yine aynı takımımızla yerel turnuvalara tekrar katılım sağlayacağız. Başarılı ve yaratıcı bu güzel takıma desteklerinizi bekleriz.
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisinde Yapay Zeka Destekli Ders İçeriği ve Chatbot Kullanımı
Günümüz dünyası, dijital teknolojilerin eğitime entegrasyonu konusunda hızlı bir dönüşüm
yaşıyor. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri de bu yeniliklerden nasibini alarak daha etkin ve
çekici bir hale gelebilir. Yapay zeka (YZ) destekli öğrenme materyalleri ve chatbotlar,
öğrencilerin bu alandaki soyut kavramları anlamasını kolaylaştırabilir. Bu yazıda, Mizou gibi
platformlardan yararlanarak bir chatbot tasarlamanın, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
derslerinde ne gibi katkılar sağlayabileceğini ele alacağız.
Yapay Zeka ile Zenginleştirilmiş Ders İçerikleri
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde, öğrenciler genellikle soyut kavramları anlamakta ve
bu kavramları günlük hayatla ilişkilendirmekte zorlanır. YZ destekli öğrenme materyalleri,
kavramı somut örneklerle açıklayarak bu sıkıntıları hafifletebilir. Örneğin, öğrencilere empati
ya da hoşgörü gibi kavramları açıklarken interaktif hikâyeler ve senaryolar sunulabilir. YZ,
öğrencilerin verdiği cevaplara göre ders içeriğini kişiselleştirerek, her öğrencinin öğrenme
düzeyine uygun çözümler sunabilir.
Mizou Platformunda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersine yönelik Chatbot Tasarımı
Mizou gibi chatbot geliştirme platformları, kullanıcı dostu arayüzleryle hem öğretmenlerin
hem de öğrencilerin işini kolaylaştırabilir. Bir Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi chatbotu, şu
adımlarla tasarlanabilir:
1. Amaç ve Hedeflerin Belirlenmesi: Chatbotun hangi konuları kapsayacağı ve hangi
seviyede bilgi sunacağı netleştirilmelidir. Örneğin, 6. sınıf seviyesinde bir chatbot,
temel dini kavramları (iman, ibadet, ahlak) ve günlük hayatta uygulanabilir ahlaki
çıkarımları ele alabilir.
2. Senaryo ve Diyalog Tasarımı: Chatbotun öğrenciyle kuracağı diyaloğlar, sürekli
öğrenmeyi desteklemelidir. Örneğin, “Bir arkadaşının yardıma ihtiyacı olduğunda ne
yapardın?” gibi sorular sorarak empati kavramını sorgulatabilir.
3. Etkileşimli Materyaller: Resimler, videolar ve kısa bilgi kartları gibi multimedya
öğeler chatbot deneyimini zenginleştirir. Örneğin, çocukların Kur’an’da bahsedilen
temel kavramlarla ilgili sorulara cevap verebileceği interaktif bir bölüm eklenebilir.
4. Geribildirim ve Güncellemeler: Chatbot kullanıcı geri bildirimlerine dayalı olarak
sürekli geliştirilmelidir. Dinamik bir yapı, öğrenci motivasyonunu artırabilir.
Chatbot Kullanımının Faydaları
• Anlamaya Yönelik Destek: Öğrenciler, zorlandıkları kavramları chatbot yardımıyla
tekrar gözden geçirebilir.
• Eğlenceli Öğrenme: Etkileşimli bir chatbot, klasik ders anlatımlarına göre daha çekici
olabilir.
• Bireyselleştirilmiş İçerik: Her öğrenicinin seviyesine uygun bir çalışma sunar.
• Zamandan Tasarruf: Öğretmenlerin rutin sorulara ayırdığı zamanı azaltır ve
derinlemesine tartışmalara olanak tanır.
Sonuç
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde yapay zeka ve chatbot kullanımı, öğrencilerin
kavramları anlamasını ve bu bilgileri günlük hayatlarında uygulamasını kolaylaştırabilir.
Mizou gibi platformlar, bu konuda yenilikçi bir çözüm sunar. Ancak bu teknolojilerin etkin bir
şekilde kullanılması için, öğretmenlerin de bu yeniliklere adapte olması ve yaratıcı bir bakış
açısı geliştirmesi önemlidir. Teknolojiyi pedagojik yaklaşımlarla harmanlamak, geleceğin
eğitim modellerini bugünden hayata geçirmek anlamına gelir.
Chatbot Link: https://mizou.com/preview-bot?ID=47085
Günümüzde sürdürülebilirlik kavramı günden güne önem arz eden konulardan biri haline gelmiştir. %100 geri dönüştürülmüş materyallerden kıyafetler, ayakkabılar, kağıt pipetler vb birçok başlık sürdürülebilirlik kavramını destekler niteliktedir.
Nike, Calvin Klein, Jack Jones, GAP, WWF Market, H&M gibi markalar geri dönüştürülmüş ürünleri ile sürdürülebilirliği ön planda tutan en popüler markalardır.
Peki sürdürülebilir eğitim nasıl olmalıdır? Ve bu konuya teknoloji nasıl dahil edilebilir?
Sürdürülebilir eğitim kavramı aslında parallel bir mantıkla doğal kaynakları korumayı, öğrencilere fırsat eşitliği sunarken farkındalıklarını artırmayı hedefler. Sadece bireysel gelişim değil gezegen çapında okulumuzunda hedeflediği gibi “küresel vatandaş” olma yolunda adım atar.
Sürdürülebilir eğitim, bilgi ediniminin yanı sıra çevresel duyarlılığın, toplumsal hassasiyetin ve yaşam boyu öğrenme becerilerinin geliştirilmesine odaklanır. Teknoloji bu hedefleri birçok yolla destekleyebilir:
Erişim ve Eşitlik: Teknoloji, dünyanın her yerindeki öğrencilerin eğitim materyallerine eşit şekilde erişimini sağlar. Dijital eğitim platformları, dünyanın uzak köşelerindeki öğrencilere bile kaliteli içerik sunar.
Küresel Farkındalık: Dijital alan, öğrencilere diğer kültürlerle etkileşime girerek küresel bir farkındalık kazandırır. Örneğin, sanal sınıflar farklı ülkelerden öğrencileri bir araya getirerek kültürlerarası bilgi paylaşımını destekler.
Çevresel Etki: Teknolojinin kullanımı, kağıt ve fiziksel materyal tüketimini azaltır ya da tamamen ortadan kaldırır. Dijital ders kitapları, e-sınavlar ve sanal laboratuvarlar bu amaca hizmet eder.
Bizim de bir parçası olduğumuz eko-okul kültürünü bir basamak daha ileriye taşıyan Finlandiya örneği; okul bahçelerinde organic tarım ve geri dönüşüm süreçlerini yöneten öğrenciler.
Avrupa’daki İlk Karbon Nötr Şehir olarak da anılan Malmö Okulları: eski cihazlarını geri dönüştürerek sıfır atık prensiplerini destekliyor. Şehirde sadece okullar değil tüm anlayış bu prensip üzerine kurulmuş durumda. Şehirdeki çöplerin yakılmasıyla şehrin %60 ısı ihtiyacı, rüzgar enerjisiyle elektrik ihtiyacı karşılanmakta.
Japonyadaki bazı okullar kağıt kullanımı sıfıra indirgemek için tamamen dijitalleşmiş durumda. Kitap yerine pdf’ler. Bulut teknolojisi ile depolama alanları kullanılıyor. Hem teknolojiden yararlanan hem de ormansızlaştırmaya dikkat çeken bir eğitim modeli uygulanıyor.
Kenya’da güneş panelli okullar ön plana çıkıyor. Elektriğe internete ve teknolojiye ulaşamayan okullar bu şekilde çözüm üretmiş durumdalar.
13 Yaşında Sürdürülebilirlik Kavramına Destek Olarak Üretim Gerçekleştiren Tripp Phillips:
Ülkemizde ve dünyadaki çoğu aile ince motor becerilerini desteklemek, yönerge izlemek ve 3 boyutlu tasarımlar yapmak için ilk adım olarak çocuklarına legolar alır. Özellikle bilişim teknolojileri öğretmenleri de kodlanabilir lego setlerini robotik yaklaşımları öğretmek için öğrencilerle ilk adım çalışmalarını gerçekleştirir. Yarışmalara katılır ve büyük projeler hazırlarlar.
Hazırlanan bu projelerin yarışma alanına sağlam ulaşması çok önemlidir. Sanırım benzer konuyu dert eden ve çözüm üretmeye odaklanan Tripp bu konuda sürdürürebilir bir yaklaşım getirmiştir. Suda çözünen ve legoların tekrar tekrar kullanımını sağlayan bir yapıştırıcı geliştirmiş ve katıldığı programdan projesine 80.000 $ yatırım almıştır.
Video:
Teknoloji, sürdürülebilir eğitim için büyük fırsatlar sunar ancak dikkatli bir planlama ve uygulama gerektirir. Yukarıda yer alan kanıta dayalı örnekler, bu sürecin doğru yönetildiğinde ne kadar etkili olabileceğini göstermektedir. Eğitim sistemlerinin geleceği, teknolojinin avantajlarını kullanırken öğrencilerin bireysel gelişimini ve çevresel sürdürülebilirliği eş zamanlı olarak destekleyen modellerin geliştirilmesiyle mümkün olacaktır.
Yukarıdaki örnekteki gibi sürdürülebilirliği kendine dert eden öğrennciler ve çözüm üretmeye odaklı nesiller her zaman hedefimiz olacaktır.
“Yarının Şehri: Malmö.” Sürdürülebilir Üretim, Sürdürülebilir Üretim, 18 Sept. 2022, www.surdurulebiliruretim.com/yarinin-sehri-malmo/#:~:text=Malm%C3%B6’n%C3%BCn%20at%C4%B1k%20sistemi%2C%20evlerden,at%C4%B1klardan%20kaynaklanan%20emisyonlar%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCr%C3%BClm%C3%BC%C5%9F%20oluyor.
Ekşi, Y. : A. (2016, December 28). Avrupa’Daki i̇lk Karbon Nötr şehir : “malmö.” Ekolojika. https://www.ekolojika.com/avrupadaki-ilk-karbon-notr-sehir-malmo/
euronews. (n.d.). Japonya, Güneş Enerjisi Ile Kenyalı çocukların Geleceğini Aydınlatıyor. https://tr.euronews.com/2021/11/01/japonya-gunes-enerjisi-sayesinde-kenyal-ogrencilerin-egitim-hayat-n-ayd-nlat-yor
Phillips, Tripp. [Title of the Video]. YouTube, uploaded by [Sony Pictures Teevisions], [November 2024], Accessed [Date You Last Accessed the Video].
Ayşe Gül YILMAZ KURU
FMV Işık Okulları Ayazağa Kampüsü
Bilişim Teknolojileri Öğretmeni
BEDEN EĞİTİMİ DERSİNDE TEKNOLOJİ KULLANIMI
Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte, eğitimde ve özellikle beden eğitimi alanında pek çok yenilik yaşanmaktadır. Bu yazıda, beden eğitimi ile teknolojinin nasıl birleştiği ve bu birleşimin eğitim sürecine etkileri üzerinde durulacaktır.
Beden eğitimi dersi her ne kadar uygulamalı bir ders olarak kabul ediliyor olsa da günümüz öğrencilerinin teknolojiyle iç içe büyüdüğü bu kuşakta biz öğretmenlerin ders içeriklerini güncellemesi gerekmektedir. Öğrencilerin bu teknoloji çeşitliliği içinde kaybolduğunu ve beden eğitimi dersine karşı sevgi ve ilgilerinde azalma gözlemliyorum. Hatta öğrenciler derse katılım göstermek noktasında çekingen davranışlar da sergileyebiliyor. Bu uygulama dersini teknolojiyi kullanarak da çeşitlendirebileceğimizi göstermek adına bazı çalışmalar yapmaktayım. Bu çalışmalarımdan bazılarını gösterebilmek için bu yazıyı yazmak istedim. Burada gösterilen uygulamalar tüm kademe ve dersler için yaş grubu kazanımlarına göre uyarlanabilir niteliktedir.
Beden Eğitimi Dersinin Amaçları
Beden Eğitimi Dersinde Kullanılan Yöntemler
Tüm bu amaç ve yöntemleri öğrencilere aktarma konusunda geleneksel yapıdan biraz uzaklaşarak öğrencilerin ilgisini derse çekebilecek planladığım etkinliklerden bir tanesi Coggle.
COGGLE
Kullanıcıların düşüncelerini, fikirlerini ve bilgilerini görsel olarak düzenlemelerine yardımcı olan bir zihin haritası ve kavram haritası oluşturma aracıdır. Hem bireysel kullanıcılar hem de ekipler için etkili bir şekilde bilgi organize etmek ve fikir paylaşmak için kullanılır. Örneğin; derste atletizmdeki olimpik branşları öğrencilere anlatırken her ne kadar dikkat çekici bir yöntemle anlatılsa da bilgiyi hatırlama çok kısa sürecektir. Fakat bu bilgileri bir kavram haritası ile öğrenciye sunduğumuzda elinde bir materyal olması istediği zaman geriye dönerek bakabilme imkânı sunmaktadır.
Bu kavram haritasında görüldüğü gibi karmaşık olan bilgileri daha düzenli bir halde öğrenciye sunmak öğrenmeyi kolaylaştırmaktadır. Daha sonra işlenecek konularda da bu kavram haritalarını öğrencilere hazırlatma öğrencileri de öğrenme sürecinde özne haline getirecektir.
GENIALLY
Kullanıcıların görsel ve etkileşimli içerikler oluşturmasını sağlayan bir dijital platformdur. Sunumlar, infografikler, animasyonlu grafikler ve interaktif görseller hazırlamak için yaygın olarak kullanılır. Eğitim, pazarlama, iş dünyası ve yaratıcı projeler için ideal olan bu araç, kullanıcıların içeriklerini daha ilgi çekici ve etkileşimli hale getirmelerine olanak tanır.
Bu etkinliğimizde ise öğrenciler sağ üst köşede görülen zara tıklayarak gelen sayı kadar ilerliyorlar o sayı üzerine geldiklerinde açılan hareketi yapmaya ve arkadaşlarına da yaptırmaya çalışıyor.
Genially, görsel ve etkileşimli içerikler oluşturmak isteyen herkes için harika bir araçtır. Sunumlardan eğitim materyallerine kadar geniş bir yelpazede içerik üretimini kolaylaştırır ve izleyicilerin ilgisini çekmek için güçlü bir araç sağlar.
WORDART
Metinleri sanatsal ve görsel olarak özelleştirmek için kullanılan bir araçtır. Genellikle, başlıklar, afişler, etiketler, posterler ve diğer görsel metin projeleri oluşturmak için kullanılır. WordArt, metinleri farklı yazı tipleri, renkler, efektler ve şekillerle zenginleştirerek, metnin görsel çekiciliğini artırır. Bu araçla birlikte görsel sanatlar ile disiplinler arası çalışma da yapabiliyoruz.
Olimpiyatlarda yer alan branşları yazarak ortaya olimpiyat halkalarını çıkarıyoruz. Bu yaptıkları çalışmaları panolarda diğer arkadaşlarına sergileyebiliyorlar.
STORYBOARD THAT
Görsel hikâye oluşturma ve anlatma konusunda kullanıcı dostu bir platformdur. Beden eğitimi dersi için bu araç, öğrencilerin öğrenmelerini eğlenceli ve yaratıcı bir şekilde pekiştirmelerine yardımcı olabilir. Öğrenciler, spor aktiviteleri, oyun kuralları veya takım çalışması gibi konuları anlatan hikayeler oluşturabilirler.
Bu ve benzeri hikâye oluşturmalarla öğrenciler kendi hayal gücünü kullanarak çeşitli hikayeler oluşturabilmekte ve istedikleri ortamları sağlayabilmektedirler. Storyboard That, beden eğitimi derslerinde öğrencilere hem yaratıcı hem de etkileşimli bir öğrenme deneyimi sunmakla birlikte görsel hikayeler oluşturarak, öğrencilerin spor konularını anlamalarını kolaylaştırır ve öğretici bir yaklaşım sunar.
SONUÇ
Teknolojinin beden eğitimi alanında kullanımı, öğrencilerin fiziksel eğitim süreçlerini daha etkili ve verimli hale getirmektedir. Sporcular ve öğrenciler için antrenmanlar, performans takibi, teknik analiz ve motivasyon gibi konularda teknoloji, önemli gelişmeler sağlayabilir. Teknolojinin beden eğitimi derslerinde kullanılmasının sağladığı başlıca sonuçlar şunlardır.
· Performans İzleme ve Gelişim
· Teknik Analiz ve Geri Bildirim
· Motivasyon ve Eğlence
· Erişim ve Kapsayıcılık
· Zaman ve Kaynak Yönetimi
· Sosyal Etkileşim ve İş birliği
Beden eğitimi dersinde teknoloji kullanmak, öğrencilerin fiziksel ve zihinsel gelişimlerine büyük katkı sağlar. Performans izleme, teknik analiz, motivasyon, erişim ve kapsayıcılık gibi alanlarda teknoloji, eğitim süreçlerini daha etkili, eğlenceli ve verimli hale getirir. Ayrıca, öğrencilere kişiselleştirilmiş geri bildirim sağlanmasını, grup çalışmalarının daha etkili olmasını ve daha hızlı gelişim kaydedilmesini mümkün kılar. Ancak, teknoloji kullanımı, dersin temel hedeflerinden sapmadan, doğru ve dengeli bir şekilde entegre edilmelidir.
Ali Can Özışık
Florya Yerleşkesi Uygulamalı
Dersler Bölüm Başkanı
Günümüz teknolojisinin sınırlarını zorlayan Google, kuantum bilgisayar dünyasında önemli bir adım atarak yeni nesil kuantum çipi Willow’u tanıttı. 105 kübitlik bu çip, kuantum hata düzeltme ve yüksek performanslı hesaplama kabiliyetleriyle dikkat çekiyor. Google Quantum AI ekibi tarafından geliştirilen bu çip, kuantum bilgisayarların pratik kullanımına bir adım daha yaklaştırıyor ve aynı zamanda teknolojinin geleceği için devrim niteliğinde bir dönüm noktası oluşturuyor.
Willow çipi, önceki nesil kuantum çiplere göre birçok önemli iyileştirme içeriyor. Çipteki kübitler, süper iletken transmon teknolojisi ile tasarlanmış ve hata oranları minimuma indirilmiştir. Özellikle, tek kübit kapılarındaki hata oranı %0,035 seviyesindeyken, çift kübit kapılarındaki hata oranı %0,33 olarak kaydedilmiştir. Bu oranlar, kuantum bilgisayarlar için daha önce ulaşılamaz düzeyde düşük hata oranlarını temsil ediyor. Ayrıca çip, saniyede 909 bin hata düzeltme döngüsü gerçekleştirebilmektedir. Bu hız, çipin yüksek doğrulukla çalışmasını sağlayarak, önceki çiplerden daha verimli ve güvenilir bir deneyim sunmaktadır.
Willow çipinin başarısı, yüzey kodu hata düzeltme adı verilen bir yöntemle elde edilmiştir. Bu yöntem sayesinde, çipin mantıksal hata oranı, fiziksel hata oranlarına kıyasla katlanarak azalmaktadır. Yüzey kodu, hata düzeltme sistemleri ve kuantum bilgilerin doğruluğunu artıran bir teknoloji olarak, kuantum bilgisayarlar için kritik bir geliştirmedir. Özellikle 7 mesafe kodu kullanılan deneylerde, mantıksal hata oranlarının fiziksel hata oranlarından 2,14 kat daha düşük olduğu gözlemlenmiştir. Bu gelişme, kuantum bilgisayarların gerçek dünyadaki hesaplama problemlerini çözebilme kapasitesinin arttığını göstermektedir.
Willow çipinin en dikkat çekici özelliklerinden biri, hata düzeltme mekanizmalarındaki çığır açan başarısıdır. Kuantum bilgisayarların en büyük engellerinden biri, kübitlerin hassas yapılarından dolayı yüksek hata oranlarına maruz kalmalarıdır. Bu sorun, klasik bilgisayarlarda genellikle yazılım tabanlı düzeltme yöntemleriyle çözülürken, kuantum bilgisayarlarında donanımsal düzeltmelerin yapılması gerekmektedir. Willow, bu sorunun üstesinden gelmek için gerçek zamanlı hata düzeltme sistemleriyle donatılmıştır. Çip, saniyenin milyonda biri kadar kısa bir sürede hata algılayıp düzeltebilmektedir. Bu hız ve doğruluk, kuantum algoritmalarının büyük ölçekli ve karmaşık hesaplamalar için uygulanabilir hale gelmesini sağlamaktadır.
Özellikle, bu özellik kuantum bilgisayarlarının geniş çaplı ticari ve endüstriyel kullanımını mümkün kılmak adına kritik bir adımdır. Gerçek zamanlı hata düzeltme, kuantum bilgisayarların daha güvenilir ve verimli hale gelmesini sağlayarak, geniş bir uygulama yelpazesinde faydalı sonuçlar elde edilmesini mümkün kılacaktır.
Willow çipi, kuantum bilgisayarlarının pratikteki potansiyelini göstermektedir. Bu yüksek performans, çipin, klasik bir süper bilgisayarın 1025 yıl sürecek bir işlemi yalnızca 5 dakikada tamamlayabilmesiyle kendini kanıtlamaktadır. Bu performans, kuantum üstünlüğü denilen kavramı bir kez daha gözler önüne sermektedir. Klasik bilgisayarların çözmekte zorlandığı sorunlar, kuantum bilgisayarlar tarafından hızla çözülebilecek düzeyde basitleştirilmektedir.
Willow’un sunduğu bu yüksek işlem gücü, özellikle ilaç geliştirme, temiz enerji üretimi, optimizasyon problemleri ve yapay zeka alanlarında büyük potansiyel taşımaktadır. Örneğin, kuantum bilgisayarları sayesinde, ilaç araştırmalarında moleküllerin simülasyonları çok daha hızlı yapılabilirken, enerji üretimi ve depolama sistemlerinde ise daha verimli çözümler elde edilebilir. Ayrıca, yapay zeka algoritmalarının optimize edilmesiyle daha güçlü ve hızlı yapay zeka modelleri geliştirilebilir.
Google Quantum AI ekibi, Willow ile kuantum bilgisayarların geleceğine yönelik umut verici bir temel oluşturmuştur. Ancak, kuantum bilgisayarların geniş çapta kullanılabilirliğini sağlamak için hala çözülmesi gereken bazı zorluklar bulunmaktadır. Özellikle, daha büyük işlemcilerin tasarlanması, hata düzeltme sistemlerinin ölçeklenebilirliği ve sistem stabilitesi üzerine daha fazla çalışma yapılması gerekmektedir. Bu süreç, kuantum bilgisayarların ticari ve endüstriyel düzeyde uygulanabilirliğini daha da artıracaktır.
Gelecekte, kuantum bilgisayarlarının bilimsel araştırmalarda ve endüstriyel çözümlerde dönüşüm yaratması beklenmektedir. Willow’un sunduğu bu yenilikçi teknolojiler, kuantum bilgisayarlarının daha geniş bir kullanım alanına yayılmasını sağlayacak ve bu alanda yaşanacak gelişmeler, bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin önünü açacaktır.
Google’ın Willow çipi, kuantum bilgisayarların gerçek dünya uygulamalarına bir adım daha yaklaştığını ve teknolojinin geleceğini şekillendirecek önemli bir gelişmeyi işaret ettiğini gösteriyor. Bu yenilik, kuantum bilgisayarlarının gelecekteki potansiyelini somutlaştırmakta ve endüstrilerdeki dönüşümü hızlandırmaktadır. Willow, kuantum hesaplamanın ticari ve bilimsel alanda daha geniş bir yelpazeye yayılmasını mümkün kılacak önemli bir adımdır.
Kaynakça:
Google Quantum AI. "Willow: The Next Step in Quantum Computing." Google Blog, 2024.
"Willow Quantum Chip: Paving the Way for Practical Quantum Computing." TechCrunch, 2024.
"Surface Code and Real-Time Error Correction in Quantum Computing." Scientific American, 2024.
"Quantum Computing and the Race for Superiority." MIT Technology Review, 2024.